musti's weblog

tail -n 10 -f /var/log/musti.log

Skip to: Content | Sidebar | Footer

Turkish – Israeli conflict on Gaza issue

1 June, 2010 (16:56) | Politika | By: Mustafa Kutsal

Turkish PM, as he always do, tunes poeple as fluthering hearts with touching speeches. Not only for Turkish people but also he takes aim for the whole Muslim world.

Nevertheless, letting through Israel’s must-alive respire channels in Turkey doesn’t mean anything at all but his subtle interest. Does he really in gasp for cutting these veins off?

Like an actor, he is quite well performing this role. While mourning for victims, he is not to fail to do his fellowship with killers.

In Middle East, put on play Turkey-Israel conflict is nothing dreamed more than dressing Turkey up for new philanthropic appearance.

It’s not so difficult to see the big picture.

For those who don’t want to see it, enjoy the show.

* * *

Başbakan yalnızca iç politikaya yönelik ve aynı zamanda da Arap dünyasına hoş gelecek sözler söylüyor ekranlarda.

Ancak Türkiye’deki İsrail’i besleyen candamarları konusunda bir şey yapmıyor. Yapar mı sizce?

Her zamanki gibi iyi bir tiyatro oyuncusu edasıyla bir taraftan kuzuyla beraber ağlıyor diğer taraftan kurtla beraber parçalıyor.

Ortadoğu’da ‘iyi polis’ rolünü yüklenmiş bir Türkiye’nin ‘kötü polis’ İsrail’e karşı daha inandırıcı olması için bu senaryo icra ediliyor.

Büyük resmi görmek çok zor değil.

Görmek istemeyenler için mecara tadında bir film var sahnede, iyi seyirler.

Gerçekte Erzincan’da ne oldu?

22 February, 2010 (09:57) | Politika | By: Mustafa Kutsal

Savcı Cihaner’i apar topar aldılar, adliye bastılar, evini aradılar.

Günlerdir gelişen olaylar zinciri neticesinde ‘devlet krizi’ bile çıktı.

Konuyu ve gelişmeleri az çok herkes bildiği için bu kısımlara çok girmeyeceğim.

Peki asıl neden neydi?

Gerçekten başsavcı bir cemaat yapılanması hakkında yürüttüğü araştırma nedeniyle mi cezalandırılıyordu?

Hayır, gerçekler şunlar:

  • AKP, olayın cemaat üzerine giden bir başsavcının kendileri tarafından cezalandırlıyormuş görüntüsünden memnun.
  • AKP, olayın Ergenekon davası vb. konularla ilişkilendirilmesinden ve siyasi bir olaya dönüşmesinden memnun. Bu sayede konunun aslı hiç araştırılmıyor, çünkü tribünler dolu, herkes maça odaklanmış durumda.
  • AKP, olayın bir yüksek yargı çatışmasına dönüşmesinden memnun. Çünkü AKP-Asker, AKP-Yargı, AKP-AdınıSenSöyle tartışmalarının hepsinde mağdur, mazlum rolünü kimselere kaptırmıyor. Bu süreçlerde basın yoluyla sürekli kurumlar yıpratılıyor.

 

Olayın gerçek sebebi ne olabilir?

Erzincan altın, gümüş ve diğer değerli metal varlıkları açısından çok zengin bir bölge. Sadece altın rezervinin ilk yapılan çalışmalarda bugünkü değerle 3milyar dolar (yaklaşık 80 ton) olduğu söyleniyor. Bu rakam uzmanlara göre ancak devede kulak.

Erzincan’ın İliç ilçesinde altın madeni ruhsatı alan şirket tahmin edin kim?

Sürpriz yok: Çalık Maden.

Hani Holding’inin genel müdürü var ya, Başbakan’ın damadı. İşte o şirket.

Ortağı kim?

Sürpriz yok: Anatolia Minerals.

İsmi Anatolia Minerals ama bir Kanada şirketi. İlginç değil mi? Kanada şirketinin adı Anadolu Madencilik.

Ortakları kim dersek yine sürpriz yok: Ahmet Çalık. Artık Türkiye’de her taşın altında aynı ismi görmek mümküm.

Çalık Holding’in maden konusundaki stratejik ortağı Ahmet Çalık’ın da member of board’da olduğu AMDL grubu.  AMDL’nin açılımı Anatolian Minerals Development Limited.

Kim bu AMDL diye sorarsak karşımıza yine sürpriz olmayan bir global şirket çıkıyor: Rio Tinto.

Rio Tinto ismi yabancı değil, dünyada daha çok çevre katili olarak anılıyor. Kısaca Rio Tinto, 200 milyar dolarlık bir şirket, yaklaşık yarısının sahibi UK asıllı.

Ayrıca geçtiğimiz yıl Çin’de bu şirketin 5 yetkilisi  fesat ve casusluk suçlamasıyla (corruption and espionage) tutuklandı.

Rio Tinto’nun büyük hissedarı Rothschild ailesi. İşte bu da hiç sürpriz değil.

Rothschild ailesi 16. yüzyıldan beri avrupanın en köklü ailelerinden biri. Bankacılık ve finans piyasasında neredeyse her büyük şirketin ardında bu aileden biri var. Pek tabii ki Rothschild ailesi Musevi kökenli.

İki büyük dünya savaşını da bu ailenin çıkardığı söyleniyor. Şaka gibi ama gerçek.

Bu aile son 250 yıldır dünyanın en güçlü odağı, şu anki servetleri 10 triyon dolar civarında, yön verdikleri para büyüklüğü ise bunun en az iki katı. HSBC Bank, J.P.Morgan-Chase, De Beers, Rio Tinto, Aviva, Citigroup, Exxon-Mobil, Chevron…

Un Rothschild qui n’est pas riche, pas juif, pas philanthrope, pas banquier, pas travailleur et qui ne mène pas un certain train de vie, n’est pas un véritable Rothschild. (Edmond de Rothschild)

Bir Rothschild; zengin, musevi, banker ve hayata yön veren bir işadamı değilse, gerçek bir Rothschild değildir. (Edmond de Rothschild)

Yani bizim savcı yaş tahtaya basmış.

Savcının Çöpler köyündeki Çalık ve Anatolia Minerals ortaklığına ait Çukurdere Madencilik Şirketi konusunda yaptığı araştırmalar konuyu buralara getirdi.

Anlayacağınız bizim savcının tek suçu Erzincan’da görev yapıyor olması.

Alakam yok, ne uzaktan ne yakından

12 February, 2010 (10:30) | Internet, Politika | By: Mustafa Kutsal

Agos’un web sitesinin hack edilmesi olayında benim kişisel websitemde (bu site yani) bulunan bir resim kullanılmış. Lapin’in biri de ekşisözlük’te bununla ilgili bir entry girmiş.

Konunun aslı şudur. Google arama motorunda “Ogün Samast” yazıp görsellerde arama yaparsanız ilk ulaşacağınız resim benim web sitemde kullanılan resimdir. Hack olayını gerçekleştirin arkadaş da bunu koymuş. Olay basit bir hotlinking olayıdır.

http://images.google.com/images?hl=en&source=hp&q=ogun%20samast&oq=&um=1&ie=UTF-8&sa=N&tab=wi

Konula uzaktan yakından alakam yoktur, aman olmasın zaten.

Bununla birlikte emniyet’ten arkadaşlar isterlerse ilgili log’ları da verebilirim, olayın gerçekleştiği saatteki erişim bilgilerini bulabilirler.

İletişim bilgilerim sitede mevcuttur.

Yapı Kredi ve Turkcell nasıl çuvallar?

5 February, 2010 (15:23) | Internet, Tüketici/Gadget | By: Mustafa Kutsal

Herşey Turkcell Mobil Imza için Yapı Kredi Internet şubesinden başvuru yapmamla başladı.

Zannediyordum ki her şey güzel olacak.

Başvurumu yaptım, telefonumda mobil imza kullanmaya başlayacağım günleri hayal ediyordum.

Sonra bir gün bana yeni bir SIM kartı geldi, hem de 128K. Bunu 1-2 saat içinde telefonunuza takın şeklinde bir SMS geldi. Taktım, takmaz olaydım.

İşlem sonucunda mobil imzanın açılıp açılmadığını görmek için Yapı Kredi Internet şubesine girdim. SIM kart değiştiği için Yapı Kredi Internet şubesine giriş yapamayacağımı, Akıllı SMS için SIM kart onayı almam gerektiğini öğrendim.

Telefon bankacılığını aradım, 444 0 444. Bu işlemi ancak Yapı Kredi ATM’lerinden yapabiliyormuşum. Gittim, ancak ATM bu işlemi yapmıyordu.

Diğer yandan Mobil Imza da açılmadı, 3 defa Turkcell iletişim merkezine gittim, yapamadılar. Ekranları donuyordu ya da işlem beklemedeydi.

Bankaya girip müşteri temsilcisine konuyu anlattım. Yanlış anladı, Internet Bankacılığı bilgilerimi sıfırladı.

İşyerine geri dönüp tekrar telefonla 444 0 444, Yapı Kredi Telefon Bankacılığı’nı, aradım. Başımdan geçen olayları tekrar anlattım, beni tekrar ATM’ye yönlendirdi.

Bu sırada Internet şubesi girişindeki yeni şifre alma adımlarını izledim, güvenlik işlemlerini tamamladım. Cep telefonuma şifre gelmesini bekledim. Bir umut işte. Ama gelmedi.

Tekrar telefonla 444 0 444, Yapı Kredi Telefon Bankacılığı’nı, aradım. Başımdan geçen olayları tekrar tekrar anlattım, müşteri temsilcisi beni telefonda bekletip, ‘daha teknik’ birine sordu. En sonunda beni o ‘daha teknik’ hanıma da bağladı.

Karşımdaki ‘daha teknik’ kişi işlem yaptığım ATM’nin versiyonunun bu işlem için uygun olmadığını başka bir ATM’de tekrar denemem gerektiğini ısrarla anlattı.

Ancak ben Bilgisayar Mühendisi olduğumu, kullandığım ATM’de bu prosedürün menüde var olduğu, prosedürü takip ettiğimi ve option list’e ulaşabildiğimi, seçim yaptığımı, bir sonraki adımda şifre teyidi yapabildiğimi, sonucun başarısız olduğunu anlattım.

ATM’de arıza olduğunu, o an geçici bir teknik sorundan dolayı kayıtlara ulaşamamış olabileceğini söyledi. Ama ben biliyordum ki, bunlar aynı veritabanına bağlanır, aynı sonuçları ekrana getirirler. Karşımdaki ‘daha teknik’ kişi bunu kabul etmiyordu.

Israrla, telefondaki ‘daha teknik’ kişi başka bir ATM’de tekrar denemem gerektiğini yineledi. Versiyonu yeni bir ATM bulmam gerekiyormuş.

“Ulan kapı kapı gezip ATM’lere versiyonunu mu soracağım ben!” dedim içimden.

Bir de utanmadan halan bana olduğum yere en yakın ATM’lerin listesini saymaya başladı.

Şunu demek çok mu zor?

Biz bir sistem tasarladık ama sizin olduğunuz durum için sistemde açık nokta oluşmuş, bir çözüm yok, hata yapmışız. Düzeltip sizi arayalım.

Telefondaki hanım’a en son dedim ki: Bu üç ATM’yi dolaştıktan sonra hala aynı noktadaysak bir kaldırım taşı söküp ATM’yi kırabilir miyim?

Duymamazlıktan geldi ‘daha teknik’ kişi, teşekkür edip kapattım.

Şimdi ben ne yapayım, derdimi kime anlatayım?

Gökçeada 2009, bir ceviz bahçesi macerası

22 June, 2009 (10:39) | Seyahat | By: Mustafa Kutsal

Bir dostumun önerisiyle haftasonu kaçamağı tarzında bir Gökçeada gezisi yaptık. Adayı gezdik, balığa çıktık, kafa dinledik ve bir de arsa baktık.

Ceviz yetiştirme konusunda son bir senedir araştırma/soruşturma yapıyorum. İleride hem dinlenmelik hem de yıllık ufak da olsa bir gelir kaynağı olması için bu işi yapmayı düşünüyorum.

Açıkçası bilişim sektöründeki kariyerimden umutlu değilim. Daha doğrusu Türkiye’nin bilişim sektörü projesiyonundan çok umutlu değilim.

Gelibolu Kabatepe’den bindiğimiz feribotla yaklaşık bir buçuk saatte adaya ulaştık.

Yenibademli köyünde Adem Baba Pansiyonu‘na misafir olduk.

Ertesi gün ada gezitisi yaptık. Gökçeada ağaçlık değil ancak gayet güzel bir doğası var.

Özellikle de denizi çok güzel. Kefaloz, Laz koyu, Uğurlu, Gizli liman hepsini gezdik. Uğurlu iskelesinde melanurlara attıksak da pek başarılı olamadık.

  • Kefaloz’da çok güzel yeni bir tesis yapılmış. Buradaki tuz gölünde rüzgar sörfü yapılıyor.
  • Laz koyu sessiz, pırıl pırıl.
  • Gizli liman ulaşılması zor ama çok güzel.

Ada merkezinde bir pastane var, dondurma yenmesi özellikle de incirlisinin denemesi şart olan bir yer.

Adem Baba’nın bir bahçesi var, olmayan yok. Domates, salatalık, kabak, mısır, kavun, karpuz…

Akşam saatlerinde hava kalınca Adem Baba’yla beraber balığa çıktık; mercan, kolyoz, panos, uskumru nasipte varmış. Pansiyona geri dönünce Adem Baba tavada bir güzel pişirdi, yanında kaşarlı karides ve tabii ki güzel sohbetlerle geceyi bitirdik.

Ertesi sabah saat 5′te tekrar denize açıldık. Gün doğumunu seyretmek bile herşeye değer. Sadece kolyoz alabildik, sadece dediğim altı kasa!

Pansiyona geri döndük, kahvaltımızı yaptıktan sonra istirahat.

Her güzel şeyin olduğu gibi bu gezintinin de bir sonunun olduğu gerçeğiyle dönüş için feribota binince yüzleştim. Sonrası İstanbul…

Gökçeada 2009 resimleri