Dec
16

Kahrolsun Bush, Yaşasın ‘Barrraaa’mın Obama’sının Amerika’sı!

Irak yakıldı, yıkıldı.

5 yıldır taş üstünde taş kalmadı.

Gözyaşı kana karıştı.

Hepsinin suçlusu Bush!

Yerseniz…

* * *

Medyaya malzeme oldu, vaziyeti toparlama çalışması başladı.

At kafasına bir potin, tamam!

Gazeteci arkadaşımızın artık canına yetmiş, herhalde sabır taşlarını çatlatmış, şeytana fırlatmış taşı.

Helal olsun!

* * *

Irak’ta bir direniş var.

Diğer tarafta ise işbirlikçi Kürtler ve ikiyüzlü Şiiler…

Terörist diyorlar ya hani? Vatanını, toprağını, canını, namusunu sömürgeci işgalci Amerikan postalından korumak isteyenler için.

Hatırladınız mı?

Hatırlamadıysanız, ben hatırlatayım.

Bundan yaklaşık bir asır önce Anadolu da işgal edilmişti. İstanbul Hükümeti fermanlar çıkarmış, Şeyhülislam’dan fetvalar alınmıştı: ”Anadolu’da terörist bazı oluşumlar var. Halkı isyana teşvik ediyor, işgal güçlerine zorluk çıkarıyor.”

Evet, evet. Hatırladınız.

Atatürk’ten bahsediyorum. Kuvva-ı Milliye’den ve Müdafaa-i Hukuk’tan bahsediyorum. Bağımsızlıkları için direnen ve sonunda işgalcileri yurtlarından çıkaranlardan bahsediyorum.

Yok hala diyorsanız: “Ne alakası var?”

* * *

Artık Obama var.

Change, Can You Believe In? 

Göreceğiz bakalım; kepçe kulaklı, well done kıvamlı yeni ”Kunta Kinte” USA’in imajını toplayabilecek mi?

‘Ot’sanız size göre yanıt: “Evet”

Bana göre ‘same shit different day‘.

Boşverin, Amerika’lılar hep başarılıdır bu konuda.

Dec
9

Kurban 2008

Kurban Bayramımız mübarek olsun!

Bu yıl 8 senedir kurban kesiyor oluyorum.

İlk kurbanımı da 2000′de kesmiştim. Diğer bir deyişle ‘99 depreminden sonra her yıl kesiyorum artık.

Son 3-4 senedir de ‘bizzat’ kendim kesiyorum.

Allah kabul etsin diyelim…

* * *

Malesef kurban kesim olayı bizim ülkemizde, özellikle de İstanbul’da, rezil bir manzara çıkarıyor ortaya.

Çöplüklerde, metrük binalarda, boş arazilerde moloz yığınları arasında kovalanan eziyet edilen hayvanlar, pislik içinde hunharca boğazlama görüntüleri…

Bu görüntülerin bir ibadete ait olduğundan emin değilim açıkçası, daha fazlasını söylemeye gerek yok.

* * *

Ben nasıl kesiyorum?

Gözlerine mendili bağladım ve hayvanı yatırdıktan sonra sakinleşmesini bekledim. Bu sırada teşrik tebirlerini okudum.

Bıçak gayet keskindi.

Boğaz üzerinde doğru yeri buldum. Hayvanın başını arkaya doğru gerdirdim.

Bir defada atardamarları kestim.

Kanın sonuna kadar akmasını ve hayvanın kan kaybından ölmesini bekledim.

Omuriliği kestim ve hayvanın tam hareketsiz kalmasından sonra başını ayırdım.

 

İnsan olamamışlar nasıl kesiyor?

Hayvanı eziyet ederek kesmeye götürüyorlar. Korkudan kalbi küt küt eden hayvancığın başında bir dakika bile beklemeden davranıyorlar.

Kanlı, pis, kör bıçaklarla kesim yapıyorlar.

Doğru yeri bulamadıkları için defalarca boğazı kesmeye çalışıp hayvanın canını iyice yakıyorlar.

Daha hayvan canlı iken, boğazından kan boşalırken, boynunu kırıyorlar.

 

* * *

 

Her yıl olduğu gibi yine bazı insanlar, sözde insancıllar, “kurban kesme” olayını barbarlıkmış gibi göstermeye çalışıyorlar.

Hatta batılılar açıkça kurban kesen müslümanları aşağılıyorlar. Ancak benim bildiğim kadarıyla şimdiye kadar hiçbir memeli hayvanın soyu kurban kesimi nedeniyle tükenmedi. Buna rağmen aşağılık ve açgözlü batı uygarlığı; her geçen gün canlı türlerinin sayısının azalmasına ve dünyanın daha da kirlenmesine neden oluyor.

Doğanın kanunu gayet açık: İnsan besin zincirinin en üstünde ve bu hayvanlar bizim beslenmemiz için var.

Dinin gereği de öyle: Kurban kesmek Allah’a karşı bir kulluk gösterisi, bir boyun eğme ve itaat etme ibadeti.

 

 

 

 

 

Apr
27

Dizel - Benzinli savaşında son durum

Son 3 ay içinde dizel yakıtın 15% üzerinde zamlanmasından sonra benzinli - dizel tartışmaları yeniden gündeme geldi.

Bu konudaki kişisel görüşüm dizel yakıtın birim fiyatının benzinden daha yüksek olması gerektiğidir. Çünkü dizel yakıt çevreyi daha fazla kirletir. Bu nedenle binek araçlarda kurşunsuz benzinin teşvik edilmesi gerekir.

Zaten USA’de 4/3 gibi bir oranda dizel yakıt daha pahalıdır. Bunun nedeni dizel yakıtın daha fazla karbon içermesi ve daha fazla güç üretmesidir. Eğer dizel yakıta ihtiyacınız yoksa kullanmayın demektir.

* * *

Ancak Avrupa’da durum daha farklıdır.

Avrupa’da binek araçlarda daha fazla kullanılan benzine, ticari araçlarda kullanılan dizel yakıta göre daha fazla vergi getirilmesi sonucunda eskiden Mercedes’in fantazisi olarak görülen binek araçlarda dizel yakıt kullanımı, common rail teknolojisinin gelişmesinin ardından tam anlamıyla kullanım patlaması yaşanmasına neden olmuştur.

EuroDizel kavramı da son 15 yılda bu nedenle ortaya çıkmıştır. Dizel kullanımındaki artış nedeniyle Avrupa Emisyon standardları çerçevesinde dizel yakıt içindeki sülfür oranının düşürülmesine çalışmaktadır.

* * *

Türkiye’de de 2000′li yıllarla beraber dizel motorlu araç satışları her yıl katlanarak artmıştır. Ülkemizdeki akaryakıt fiyatlarının 75%’e varan vergi baskısı sonucunda korkunç derecede yüksek olması dizel yakıta olan talebi arttırmıştır.

Öyle ki, dizel yakıtın, talebin artışı oranında, fiyat artışı neticesinde büyük hacimli araçlar 1/1 oranında yakıta motor yağı karıştırarak yollarda gördüğümüz “kömürlü kara tren” benzeri manzaraların yaşanmasına neden olmuştur.

* * *

Dizel ne zaman mantıklı?

Bu sorunun yanıtı için herkes farklı bir yanıt veriyor. Ancak kimse bir hesap tablosu kullanayım da demiyor.

Ben hesapladım. Aşağıdaki tabloda Profil D’ye giriyorum. Görünen o ki daha uzun yıllar dizelciyiz.

Jan
24

Diplomasız doktarlar elinde can çekişenler

Şimdi ben bir daire tutsam, mesela Beşiktaş’ta. Kapısına da Bevliye Mütehassısı yazsam. Kendime bir de akademik ünvan kondursam. En azından doçent olsam.

Hasta gelir mi gelmez mi ?

h11.jpg

Ben söylüyorum, ayda en az 20bin kazanırım. Ne zamana kadar gide böyle? En az 3 ay. 60bin etti size. İyi para derim, kılçıksız.

İşte bu iş bu kadar kolay. Piyasa böyle dolandırıcılarla dolu.

Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder. Yarım mühendisten ne olur diye sorun bir de.

* * *

1997′den beri Internet kullanıyorum. 2000′den beri yazılım işiyle uğraşıyorum. Diyebilirim ki geçmişim itibariyle hem alaylıyım hem de mektepliyim.

Ancak iş hayatında öyle şeylerle karşılaşıyorum ki, saç baş yoldurur cinsten. Yüzbinlerce dolarlık yatırımları “elifi görse mertek zanneder” insanlara teslim edebiliyorlar.

“Windows kurmayı bilen her zonta” isminin altına bir “system engineer” title’ı koyup çıkıyor piyasaya. Malesef insanlar bunlara iş verirken de hiç bir yeterlilik aramıyorlar.

* * *

Bir grup insanı gözlerini bağlayıp bir filin yanına koyarlar, sonra onlara “önünüzdeki şey nedir tarif edin” denir.

Göbeğini tutan: “Bu bir duvardır” der.

Kuyruğunu tutan: “Bu bir sicimdir” der.

Hortumunu tutan: “Bu bir borudur” der.

Kulağını tutan: “Bu bir yapraktır” der.

Aynen böyle, bu gözü bağlı diplomasız doktorlar bir sorunla karşılaşınca soruna çözüm üretmek bir yana sorunu dahi tesbit edemezler.

Bunlara söylecek söz ne biliyor musunuz?

Filin şeyisini tutun, siz ancak onun ne olduğunu anlarsınız.

Jan
23

11 Eylül’den sonra Müslüman olmak

Aslında benim müslümanlık anlayışımda 11 Eylül’den beri bir değişiklik yok.

Ama bugün karşılaştığım bir olay Batılıların bize, müslümanlara, yaklaşımı konusunu yeniden sorgulamama neden oldu.

Bir arkadaşım bu sene hacca gitmişti. Allah kabul etsin.

Sağolsun hurmayla zemzem göndermiş.

Hurmaları yedim, zemzemi de içtim.

Sonra zemzemi içtiğim pet şişenin şekli dikkatimi çekti.

“Allah Allah” dedim.

Döndüm bir daha baktım, baktım ki şişenin şekli bir el bombası.

Qu’est-ce que alaka ?

Bunları bir tek müslüman toplulukların yaşadığı ülkelere ihraç etmiyorlar.

Müslümanların kutsal suyunun şişelendiği pet şişe şeklinin el bombası olması akıllara zarar.

Hep ayrımcılıkla suçluyoruz Batılıları ama bizimkilerde de bir problem var galiba!

h1.jpg

h2.jpg

h21.jpg

Next Page »

 Kız Kulesi / Istanbul